Gökbel Dağı Tırmanışı 07.12.2014 Pazar
Bu cumartesi ve pazar günü açıköğretim sınavım vardı. Cumartesi günü de kısa bir tur planladık ama planladığımız bu tura çıkamadık. Enduronun altın kuralı olan "cumartesileri aileye ayırma" kuralına uymak için bu. Sınavdan sonra bir haftanın stresini atma isteğiyle hemen giyinip 11.30 gibi evden çıktım.
11.50 civarı arkadaşım Hakan KIRÇIL'ın evinden birlikte çıktık. Milas'ta yapılan altyapı çalışmaları nedeniyle berbat durumdaki Milas sokaklarında motorlarımızı fazla kirletmemek ve aynı zamanda kirlenmemek adına oldukça yavaş Milas'tan çıkmanın yollarını aradık. Ancak nafile Hakan'ın Yamaha WR 250 R motorunun arka çamurluğu olmadığı için daha 1 km'de sırtı çok kötü çamur oldu. Benim Kawasaki KLX 250'de çok şükür ki arka çamurluk biraz uzun bu nedenle sırtıma pek çamur atmıyor. Ancak bir şekilde üzerime çamur ister istemez sıçradı. Tabi bu arada yağmur yavaş yavaş atıştırma devam ediyordu.
Ara sokaklardan en kestirme yolu bulup kendimizi Akgedik Barajı ve Geyik Barajına giden yola attık. Medeniyetin köy yollarından köylerin medeni yollarındaydık artık.
Gökbel Dağı fikrini bize veren Muhasebeci, Doruk Dağcılık ve Doğa Sporları kulübünün kurucusu Osman KARA abimizin rotasına göre Yusufça, Kayabaşı üzeriden Çallı köyüne daha doğrusu mahallesine ulaşacak oradan Gökbel Dağına tırmanmayı planlıyorduk.
Geçtiğimiz yollar maden taşıyan tırlar nedeniyle yıpranmış durumda. Maden şirketlerinin Güllük Limanına taşıdıkları bu madenlere bölgede akmaden deniliyor.
Yol üzerinde Geyik Barajına varmadan ilerlediğimiz vadinin güzelliği bizi mest etmişti. Bu güzelliğe durup bakmak istedik. Geyik Barajı yapılmadan önce özgürce akan derenin açtığı bu vadi sakinlerine ve yolculara güzel manzaralar sunmakta.
İlerledikçe geçtiğimiz yerlerdeki manzaralar bizi mest ediyor Türkiye'nin en güzel yerlerinde yaşamanın zevkini doyasıya tatmak istiyorduk. Haftada bir gün de olsa şehrin, apartmaların ve betonun soğuk yüzünden kurtulup doğanın bu serin hoş yüzüyle beraber olmak insana hayatın bazı gerçeklerini fısıldıyor.
Kayabaşı köyünü geçtikten sonra benim hiç görmediğim ama Hakan'ın bir çok kez gördüğü hatta kıyılarında piknik yaptığı Geyik Barajına da uğrayalım dedik. İyi de yapmışız. Bodrum'un su ihtiyacını sağlayan bu baraj aynı zamanda güzel bir manzarada sunuyor kıyısına gelenlere.
Gökbel Dağının zirvesini de gördüğümüz Geyik Barajında kısa bir video ve bir kaç fotoğraftan sonra Çallı Mahallesine doğru yol almaya başladık.
Osman KARA abimizin bize tarifi üzerine Çallı Köyünden geçip sağa dönecektik. Ama biz biraz acele edip asıl köye varmadan köyün ilk mahallelerinden sağa giden yola girdik. Şöyle ki henüz Gökbel Dağının eteklerine varmadan yolumuzu biraz ondan uzaklaştırmıştık.
Bu yol ayrımında google map ve bir köylünün tarifine güvenerek yolumuzu Katrancı mahallesine çevirdik. Gökbel Dağının çıkmayı hedeflediğimiz zirvesinden biraz daha sağına doğru gidiyorduk. Kısa bir süre sonra Katrancı köyüne vardık. Katrancı Köyünün girişinde Milas'ta ara ara gördüğüm, eline bir poşet mandalina bazen limon alıp ev ev satmaya çalışan ninemiz. Adını bilmiyoruz ama çok tatlı birisi.
Ninemize yolu sorduk ama o da ne tarafa gideceğimizi bilmiyordu. Oracıkta çıntar toplayan bir köylüye Gökbel'e nereden gideceğimizi sorduk. O da sağ olsun bize yolu tarif etti her köylü gibi.
Gereksiz sağa dönüşümüzün bize getirdiği son noktadan sola dönerek Gökbel Dağının zirvesine uzak noktadaki eteklerinde ilerlemeye başladık. İlerledikçe kendimizi acaba doğru yolda mıyız diye sorgulamaya başlasak da her halükarda zirveye ulaşacağımıza olan inancımızla ilerlemeye devam ettik. Anlayamadığımız yerde durduk telefonumuza baktık daha da anlayamadığımız yerde köylülere sorduk.
Son köylüden de yol tarifini aldıktan sonra bulmamız gereken gölete doğru yol almaya başladık. Sonunda göleti bulduk ve tarif edilen yol ayrımındaki çeşmeye de ulaşmıştık. Artık zirveye giden yolun başındaydık ve Gökbel Dağının etek ucunda bir yanımız gölet bir yanımız 1400 mt yükseklikte dağdı. Çantamızda getirdiğimiz elmaları yedikten sonra motorlara atlayıp tırmanmaya başladık.
Zirveyi tırmanırken yatay yolları tesadüfen seçtiğimiz tatlı bir yokuştan ilerledik. Sonunda bulutlarla kaplı Gökbel Zirvesine yangın gözetleme kulesine ulaştık. İnanılmaz bir manzarası vardı. Hatta bulutların bize izin verdiği kadarıyla Geyik Barajını, Çine Ovasını ve daha ilerisini gördük. Muhteşem bir manzara, bu kulede görev yapanlar ne kadar şanslı anlatılmaz yaşanır.
Buradan beni bu sporla tanıştıran arkadaşım Hakan KIRÇIL'a ve bu haftaki rotamızda emeği geçen Osman KARA'ya teşekkkür ediyorum.
Saygın ÖÇALAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder